CSC Danışmanlık

Amacımız sizlere, müşteri ve çözüm öncelikli kaliteli bir danışmanlık hizmeti sunmaktır.

CSC ile Rekabetçi Başarılı Firmalar

HİZMETLER / Basel 2

Basel 2 nedir?

Ülkemizdeki firmaların büyük bölümündeki ortak nokta; faaliyet konusuna uygun olmayan sermaye ile çalışmalarıdır.

Söz konusu firmalarda yaşanan bu sermaye yetersizliği sorunu, onları dış kaynak teminine yöneltmektedir. Çözüm için kullanılan dış kaynakların başında da; ortakların fonları ,piyasa veya, banka kredileri gelmektedir.

Ekonomideki iki temel unsur olan; finans kesimi ile mal ve hizmet üreten reel kesimin birbirinden ayrı düşünülmesi kesinlikle mümkün değildir.

Bilindiği gibi; finans kesiminin lokomotifi sayılan bankalar, özellikle 1995 sonrasında yaşanan ekonomik krizler ve diğer olumsuzluklar nedeni ile devlet tarafından daha sıkı şekilde denetlenmeye başlandı. Bu nedenle de, 1995 yılından günümüze, “risk yönetimi” kavramına verilen önem her geçen gün daha da arttı.

Bugün için durumlar böyle... Peki gelecek günlerde nasıl olacak?..
Ne gibi gelişmeler yaşanacak?...
Hangi önlemlerin alınması gerekecek ?
Ekonomik koşullara uygun önlem almayan ya da, alan firmaların durumları ne olacak?..

FİNANS KURULUŞLARI ÖNÜNDEKİ YENİ YOL

Şimdi biraz gerilere gidip Türkiye’yi de yakından ilgilendiren ekonomik gelişmeler için önemli kararlar veren bir kuruluşun; kısa adı BIS olan “Bank for international Settlements” yani “Uluslar arası Ödemeler Bankası” nın çalışmalarına göz atmakta yarar var:

1930 yılında uluslar arası finans işlemlerinin kolaylaştırmak ve gün geçtikçe globalleşen finans piyasalarını belli kurallara oturtabilmek amacıyla kurulan BIS, 2002 yılında “Basel 2 standartları”nı taslak olarak yayınladı. 2004 yılında da bu taslak kesinleşti. “Standartlar” son halini aldı.

Buna göre; 2007’den itibaren , AB (Avrupa Birliği) ülkeleri dahilindeki tüm bankalar için zorunlu hale getirilen ve G 10 (Gelişmiş 10 ülke) (ABD hariç) uygulamaya başlayan “Basel 2 Standartları” G 10’un dışında kalan 88 ülkede de uygulanacak. Tabii bu durumda; AB yolundaki Türkiye için de “Basel 2”ye uyum kaçınılmaz hale gelmiş oluyor.

KREDİ SİSTEMİ BİRAZ DAHA ZORA GİRDİ

Nitekim; BDDK Türkiye’deki bankaların mevcut organizasyonlarını “Basel 2” ye uygun hale getirmelerini gerçekleştirmek için bir yol haritası çizdi. Bu haritaya göre; bankalar Ağustos 2007’de “Basel 2” standartlarına uygun hale getirdikleri standartlarını “risk yönetim sistemleri” ni uygulamaya koyacaklardır.

BDDK bu konudaki kararlılığını 1 kasım 2006 tarihinden itibaren bankaların kullandırdığı nakit ve nakit dışı kredilerin karşılıklarını iki katına çıkartarak gösterdi... Böylece; bankaların firmalara sağlayacağı kredi imkanları da daha titiz bir şekle dönüştürülmüş oldu.

Bu koşullar altında, bankaların uygulamaya geçtiği ya da geçeceği standartlar firmaları ne kadar ve ne şekilde etkileyecektir?.. Daha önce de belirttiğimiz gibi; Türkiye’deki firmaların çok büyük bölümü faaliyetlerini yetersiz bir sermaye ile sürdürmektedir. Ek finansman ihtiyaçlarını ortaklarından, piyasadan ya da, en fazla olarak da bankalardan temin etme yolunu seçmektedir...

Bankalar,içinde bulunduğumuz dönemde firmaların kredibilitelerini bilançolarından çok sübjektif kriterlere göre ölçmektedir. 2008 yılında Türkiye’de de uygulanacak olan ‘’Basel 2 Standartları’’ ile yeni sistemde firmalar bilanço , rasyo analizi ile birlikte sektör,ürün,pazar payı,yönetim,organizasyon,denetim gibi finansal olmayan kriterlere göre değerlendirilerek kredi derecelendirme notu alacaklardır.. Yani kredi vermek için yapacakları araştırma ve incelemeler daha titiz bir şekilde olacaktır.

Bu değerlendirmelerin sonucuna göre; firmaların ne tutarda, hangi teminatla veya hangi fiyattan kaynak kullanabilecekleri belirlenecektir.

Değerlendirmeler yapılırken, kredinin tutar, teminat ya da fiyatının belirlenmesi tamamıyla firmanın mali ve sermaye yapısı ile performansı, içinde bulunduğu sektörün genel durumu, hatta; ülke ekonomisi içinde bulunduğu genel durum dikkate alınarak yapılacaktır.

Şunu da hemen vurgulamakta yarar vardır:
Firmalar ülke kredi notunun üzerinde bir kredi notuyla değerlendirilemeyeceklerdir...

Bu durumda; sermayesi faaliyeti için yetersiz, bilançosu sağlıksız ve şeffaf olmayan, kredi değerlendirilmesi yapılmamış ve yüksek kredibilitesi olmayan, kayıtdışı ortadan kaldırılmamış firmalar daha uygun fiyat, tutar, vade ve teminatla kredi temin edemeyecektir.

FİRMALAR KREDİ NOTLARINI NASIL YÜKSELTEBİLİR?

Türk ekonomisine ve firmalara yeni bir yön ve şekil vermesi beklenen “Basel 2 Standartları” na göre firmalar şu şekilde sınıflandırılmaktadır:

Cirosu 50 milyon Euroyu geçmeyen firmalar KOBİ olarak tanımlanmaktadır.KOBİ’ler bankalardan kullandığı toplam kredi tutarına göre 1 milyon Eurodan küçük ise“Perakende-KOBİ’,’ 1 milyon Eurodan büyük ise ‘’Kurumsal –KOBİ’’olarak sınıflandırılmaktadır..

Burada en önemli konu; firmaların “Basel 2 Standartları”ndan nasıl yararlanabileceği ve bu standartları kendileri için nasıl avantaja çevirebileceğidir.

Öncelikle; bilançoda yer alan ve sermayeye katılması ile firmaya yük getirmeyecek kaynağın, sermayeye aktarılması, bu şekilde öz kaynağın güçlendirilmesi gerekir. Böylece; ortaya çıkacak daha sağlam bir sermaye yapısı ise kredi değerlendirme notunun yükseltilmesi sağlanacaktır.

Bu konuda en büyük görev finansman ve muhasebe bölümlerine düşeceği için, bu bölümlerin organizasyonu gözden geçirilmelidir. Bunlar için en uygun örgütlenme şekli ve yönetim raporlama sistemi seçilmelidir.

“Basel 2 Standartları”nın önemli bölümü ve ruhu banka ilişkileri olacaktır. Bu nedenle; banka ilişkilerini yönetecek firma yetkililerinin konuya hakim olabilmeleri, bilgi akışını sağlıklı yapabilmeleri, firma-banka ilişkisini daha hızlı ve hatasız yürütebilmeleri için özel şekilde eğitilmeleri ve ehil kuruluşlarla bilgi alışverişine girmeleri gerekir.

Basel 2”nin gereklerinden biri de şeffaflık konusudur. Çalışmalarını kayıt içine almış sektörlerde faaliyet gösteren firmalar şeffaflık konusunu kendilerine avantaja döndürdükleri için yeni dönemdeki şanslılar arasında gösterilebilir.

Ayrıca; ticari faaliyetler sırasında ortaya çıkan riskleri ortadan kaldırmak için finansal çözümlerden yararlanmak şarttır. Mal alıp satarken veya yabancı kaynak kullanımı sırasında farklı para birimlerinden işlem yapılması halinde bu riskler yok edilebilir.(Hedging)

Tabii; raporlama ve veri tabanı konusunda eksik olan teknolojik yatırımlar da tamamlanmalıdır. Bu arada; tüm iş akışları incelenmeli, operasyonel risk yaratacak noktalar belirlenmeli, iç kontrol sistemi de oluşturulmalıdır.

Anlaşılacağı gibi; Türkiye , firmaları son derece yakından ilgilendiren ve firmaların geleceği ile ilgili önemli kararları almasını gerektiren yeni bir ekonomik ortama giriyor... Bu ortamın neler getireceğini ve götüreceğini düşünmeden riskli atılımlara girmek sonu hüsran olabilecek yanlış ve hatalı durumlar yaratacak, hatta olumsuz ve üzücü sonuçlar doğuracaktır.

Yukarda belirttiğimiz nedenler yüzünden firmaların bugünden yeni ortam için hazırlıklara başlamaları, hesaplarını kitaplarını iyi yapmaları son derece önem taşımaktadır... Tabii, bu hazırlıkları yaparken, özellikle bankacılık konusunda bilgi birikimi olan “danışmanlık kuruluşları”yla işbirliğinde bulunmakta büyük yararlar vardır...